23 Ocak 2012 Pazartesi

Qijika Reş Dergisi'nin 5. Sayısı Çıktı..


Felaket Zamanlarının Ardından…


“Hava su ve toprak kirlendi artık
Tuz ve ekmeğe karışıyor yüksek gerilim
Yeryüzünün bütün koordinatları
Barınacak bir yer arıyor
Haritadan silindi yüreğimin meskûn yerleri” [Hicri İzgören]

Doğanın ve devletin kesintisiz afetleriyle kesintiye uğrayan Qijika Reş Dergisi’nin yayın serüveni 5. Sayıyla birlikte kaldığı yerden devam ediyor. Qijika Reş Kolektifinin Van’da yaşayan kimi bireylerinin başka kentlere savrulduğu, kimi bireylerin evlerinden olduğu, her türlü yerleşik düzeninin sarsıldığı, yaşam akışlarının başka kanallara yöneldiği bir dönemde dergiyi çıkarma imkânlarımız ortadan kalktığı gibi, dergiyi çıkarmak istencimiz de haliyle eridi.  23.10.2011 tarihinde saat 13.41’de meydana gelen ve “Van Depremi” olarak kayda geçen yer sarsıntısı, hayatımızın da tam ortasından geçen derin ve kapanmaz bir yarık oluşturdu. İşini, eşini, düşünü, dostlarını, içinde nefes aldığı yaşam kozasını bir anda yitiren bir konuma düşmek, tesbih taneleri misali dağılmak hayatın zorunlu sınır deneyimlerine açılmak demekti.    Milyonlarca insanın çürük ve yüksek beton yığınları içine sıkıştırıldığı, doğadan ve dayanışmadan yoksun sefil kent hayatının doğa karşısında ne kadar kırılgan ve korunaksız bir hayat olduğunu yüzümüze inen ölümcül şamarla bir kez daha öğrenmiş olduk. Bu yönüyle “felaket”e dönüşen deprem, modern yerleşim kurgusunun yarattığı bir sonuçtur diyebiliriz.  Bu felaketin Van kentindeki yansımaları hem aşina olduğumuz insan manzaralarıyla hem de ateşin düştüğü yeri yaktığı tekil acılarla yüklüydü. Van depremiyle birlikte daha da görünür hale gelen sefalet fayı, hiyerarşik tüm yapıların çökerek bir yardım ağını bile organize etmekte ne kadar aciz kaldığını, devletin insan yaşamındaki en büyük külfet olduğunu, varlığı kendinden menkul siyasi temsilcilerin gemiyi ilk terk eden insanlar olduğunu, insanlarla vakti zamanında yüz yüze ilişkiler kuran politik oluşumların ve derneklerin ayakta kaldığı bu acı deneyimi, bu şok dalgasını sanırım hiç kimse uzun süre unutamayacaktır. Van Kadın Derneği, İHD, TİHV ve KESK gibi dernek, sendika ve vakıfların gönüllü insanlara dayanarak yürüttüğü yardım dağıtım çalışmaları her şeye rağmen takdire şayandı. Bu zor zamanlarda, insanlık sınavını yüzünün akıyla geçen bu insanların karnesine düşecek en değerli notların “bu günler” olacağından kuşkumuz yoktur. Özellikle Zozan Özgökçe’nin İstanbul, Ankara ve daha bir çok kent ve ülkeden dâhil olan feminist kadınlarla birlikte VAKAD üzerinden mobilize ettiği kadın dayanışmasının ve Sami Görendağ’ın İHD aracılığıyla dâhil olduğu dağıtımların, kentin en ücra köşelerine ve sahipsiz köylere kadar uzanan bir dayanışma ağına dönüşmesi, özgürlükçü bir politikanın nelere kadir olduğunu, alternatif bir ilişki ve dayanışma modelinin nasıl olması gerektiğini bize somut olarak gösteren, hayata her yönüyle değen çok etkili bir deneyim oldu.
Felaket zamanları, aynı zamanda normların, ayrıcalıkların, husumetlerin ve yasakların askıya alındığı, insanlar arasında hesapsız yakın ilişkilerin kurulduğu, herkesin herkese yüreğini açtığı zaman dilimleridir. Van’ın kalın enseli, mülk sahibi insanlarının bir soğuk çadırı en “dipteki” insanlarla birlikte paylaşmak zorunda kalması, normal zamanlarda yüzüne bile bakmayacakları insanlarla aynı yemek kuyruğuna girmeleri, devrimi yarım kalmış yoksul bir halkın doğanın eşitleyen adaletine şükranlarını sunduğu özel kesitlerdi. Van’daki orta sınıfın iflas bayrağı olan deprem, kimi yoksuların durumunu daha da kötüleştirirken, kimi yoksulların da belli yardımların kendilerine ulaşma umudunu yitirdikleri anda talana yöneldiği bir yaşama savaşının kaynağı oldu. Devlet erkânının, her türlü yardım ve dayanışma çabasını özel olarak engellediği, belli yardımları belli kesimlere ulufe olarak dağıttığı, milliyetçilik virüsünün insan olmayı unutturduğu güruhların bu afeti ilahi bir adalet olarak kutladığı bu zor zamanlarda her şeye rağmen “kardeşlik” ülküsünün daha ölmediğini hatırlatan yardımlar ve paylaşımlarda hiç eksik olmadı. Halklar arasındaki insani köprülerin devlet’e ve “insansız medya aracı”na rağmen yıkılmadığını görmek umudun belki de en büyük ve en anlamlı zaferiydi.


“Bilmezlikten değil,
Fıkaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına”... [Ahmet Arif – 33 Kurşun]

Bu zaman zarfında bir taraftan doğanın gazabıyla cebelleşen Kürt halkı diğer taraftan devlet denilen felaketin soluk aldırmayan cinayetlerine, katliamlarına ve bir cadı avına dönüştürülen toplu tutuklama operasyonlarına maruz kalmakla boğuştu. İcraatlarıyla hiçbir hukuku tanımadığını ayan beyan bir şekilde ortaya koyan muhafazakâr iktidar, Çukurca yakınlarındaki Kazan Vadisi'nde kimyasal silah kullanarak otuz yedi gerillayı katlettiği gibi, 2011'in bitmesine günler kala Şırnak'ın Uludere ilçesinde sınırda kaçakçılık yapan 19'u çocuk 35 insanı bombalayarak katletmekten de geri durmadı. Bu katliam aynı zamanda yıl boyunca savaş politikası yürütmekte sınır tanımayan AKP iktidarının son kirli operasyonuydu. Kürdistan’da sivil insanları topluca katletme ve faili meçhul cinayetler! sabıkası fazlasıyla kabarık olan bu pişkin devletin, bu katliamı da güvenlik politikasının bir münferit kazası olarak görmesi, “33 Kurşun”lara imza atmaya bundan sonrada devam edeceğinin kararlı bir fotoğrafıydı. “Kaza sonucu ölümü ortadan kaldırıp yerine sistematik ve örgütlenmiş ölümü koyan devletin” (Baudrillard) varlığı devam ettiği sürece bu katliamların ve cinayetlerin devam edeceğini söylemek sinik bir politikanın tuzaklarına teslim olmak anlamına gelmemektedir. Devletin şiddetle varolan varlığını teşhir etmek, devletin ve şiddetin yüklem olmaktan çıkarıldığı bir politikanın aciliyetini ve önemini ortaya koyan kurucu bir siyasetin zorunluluğunu paralel düşünmektir. Tutuklu sayısının dört bin kişiyi bulduğu söylenen KCK operasyonları, iktidarın hiçbir ideolojik hegemonyaya tahammülünün olmadığının ilanı, çıplak bir faşizm, bir temsili diktatörlük anlamına gelmektedir. İstisnanın kural haline geldiği bir savaş politikasının kurumsallaşmasıdır. Bu operasyonlar kapsamında binlerce insanı deli saçması iddialarla kapatan bu polis devletinin mağdurlarından biride Qijika Reş Dergisi’nin Kolektifinde yer alan ve aynı zamanda ANF muhabiri olan Rawin Sterk (İsmail Yıldız) yoldaşımız oldu. İstanbul’daki elimiz, kulağımız gözümüz ve yüreğimiz olan İsmail’in tutuklanması, dergimizin bundan böyle aksayacak çoğu yönünün de sebebini oluşturacaktır. Yaşadığı her ortamı bir dostluk divanına, bir yoldaşlık platformuna ve bir öğrenme okuluna dönüştüren İsmail’in bu kuşatılmış yaşamdan da güçlenerek ve özgürlük tutkusu daha da çoğalmış bir şekilde çıkacağından eminiz. Buradan Qijika Reş Dergisi Kolektifi olarak her zaman yanında ve safında olduğumuzu, davasının takipçisi olacağımızı, en içten sevgi ve selamlarımızla birlikte iletiyoruz. Sen yoksan biz gerçekten de eksik ve yalnızız İsmail Yoldaş. Senin şiirlerine, tiyatro oyunlarına, yazılarına, kızına ve aşkına bir an önce kavuşacağın ve bizlerin de sana kavuşacağı günlerin çok yakın olması dileğiyle. Kargalar tüm felaketlere rağmen en uzun ve kendilerinin belirlediği bir yaşamı yaşamaktan hiçbir zaman vazgeçmezler..

İçindekiler:

005 | Felaket Zamanlarının Ardından...

007 | Anti-Sömürgeci Bir Metin Denemesi – Heyder Bazîd Encü

009 | Nameyek ji bo nîvçezarekî ku wê bê - Rawîn Stêrk

011 | Ortadoğu’da Bir Karşı-Şiddet Pratiği: PKK - Ramazan Kaya

017 | Dıjı serguhartına bajêrên re bajêrên labırentîyê serbıxwe
   Kentsel Dönüşümlere Karşı Direnen Labirent-Kentler - Qîra Qijikê

022 | Kayıp Bir Anarşist Kitap Gibi: Komutan Nasır (Faruk Bozkurt) - Samî Görendağ

028 | Mirî çi dibêjin - Guy de Maupassant

031 | Botan Savaşları: Bir Kuşatılmışlığın Anatomisi 
Hazırlayan: Rawîn Stêrk Aktaran: Mahir Botan

039 | Kelimelerin Baskısı - Leyla Saral

041 | Özne ve İktidar: İktidarın Halkaları - Xezal N. Karaağar

050 | Dipnotlar, Şerhler: Politikayı Yeniden Tanımlarken (2) - Işık Ergüden

052 | Dar Gelirlinin Travması Olmaz - Turan Keskin

054 | Bir Sonraki Deprem Van’ı Sevip de Kavuşamayanlara Gelsin ya da
   Orta Sınıf Bir Van Sakininin Deprem Güncesi - Bilgesu Sümer

065 | Geleceğin Solu - Murray Bookchin

091 | Özgürlükçü Belediyeciliğe Genel Bir Bakış - Murray Bookchin

098 | Ahmet Sezer’le Demokratik Özerklik ve Toplumsal Ekoloji Üzerine Söyleşi

103 | Kapitalist Modernitenin Son’ul Uygarlık Krizi ve Büyük Uygarlık Devrimi - Yasin Bedir

110 | Şiddet Tekeli Karşısında Ahlak ve Vicdan - Ahmet Arslaner

115 | Nev-i Şahsına Münhasır Bir Hristiyan Anarşist: Tolstoy - Alexandre Christiyannopoulos

119 | Hüseyin Kaytan’la Röportaj - Samî Görendağ

126 | Rastiya bazarê, xewna azadiyê - Hüseyin Kaytan / Jiyan Sarya

139 | Brecht’in Boncuğu, Gerçek, Yabancılaşma, Vesaire - Hüseyin Kaytan

144 | Sae’nın Defterinden - Hüseyin Kaytan

148 | Ji rastperestiyê ta helbestê - Bîra Çîya

150 | Mi bilure viraşte eve morê miyanê xo ra - Vladimir Mayakovsky

154 | Anarşizanlaşan Kürtler: Mağdurun Postkolonyal Şiddeti ve Parçalanmış Özne - Engin Sustam

167 | İktidar Tuzağı Olarak Siyasi Şiddet! - Ömer Faruk

176 | Postmodern Zamanda İmaj ve Görsellik - Ednan Şur

183 | Sürgünde Bir Kadın: Rewşen Bedirxan - Berjin Haki

185 | Aydınlanma, Etik ve Sivil İtaatsizlik - Tarık Aygün

200 | Toplu(m) Mezar - Sami Görendağ

205 | Varlık, Politika ve Gölgeler - Mehmet Oruç

211 | Gösterinin Dayanılmaz Çekiciliği - Deniz İlgin

214 | Şahmaran Amedekar - Ömer Dewran

233 | Varoluşun Trajedisi  - Asım Ararat

239 | Sevgili Hayattır! - Ömer Faruk

246 | Zozan Özgökçe’nin Vicdani Ret Açıklaması










20 yorum:

  1. Bu giriş yazısını her kim yazdıysa sevgilisi Zozan'a ve kadim dostu Sami'ye iyi bir güzelleme yazmış:)) Politik analizlerin içine de çok ince bir şekilde işlemiş. Helal olsun adama:))

    YanıtlaSil
  2. :))))) helal olsun tabi.

    YanıtlaSil
  3. O kısımları çıkartıp matbaaya yolladık bay habis. Onca cümleden o iki satırı görebildin demek. Asıl sana helal olsun.

    YanıtlaSil
  4. pkk renklerinde anarşist dergi ha, vay be :)

    YanıtlaSil
  5. sarı kırmızı yeşil pkk rengi değildir.sen bunu anlayacak kapasiteye sahip değilsen yorum yapma. yöresel bir renktir.kültürün bir rengidir.

    YanıtlaSil
  6. merhabalar.dergiye nasıl ulaşabiliriz.saygılar

    YanıtlaSil
  7. nerden ulaşmak istiyorsun?

    YanıtlaSil
  8. istanbul, internet?

    YanıtlaSil
  9. Qijika Reş Dergisi'nin Son Sayısını İstanbul'da; Kadıköy Ada Kitabevi, Kadıköy Seyhan Müzik, Kadıköy Kalkedon, Kadıköy Mephisto, İstiklal Caddesi Mephisto Kitabevi'nde bulabilirsiniz.

    YanıtlaSil
  10. şiddet ve silah çağrıştıran ve anıştıran sembolleştirme ve grafikleştirmeyi anlayamadım ve bilemedim anarşizm bağlamında ve devletsizlik imgeleminde. sevgiler.

    YanıtlaSil
  11. anarşizm tarihinin bir bölümü, geriila mücadeleleriyle, suikastlerle, sabotajlarla doludur. anarşizm hiçbirzaman, katıksız bir şiddet karşıtlığından, pasifizmden ibaret olmadı bence..

    YanıtlaSil
  12. "Fikirlerin aynı zamanda da silahlar olduklarını unutmayın"
    [Subcomandante Marcos]

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şiddetin ve silahın sembolleştirilmesinde ve bayraklaştırılmasında sorun var ve olumsuzluk gerçek. Şiddetsizlikle ve pasifizmle ilgili değil vurgulamalarım ve saptamalarım. Anarşizm adına ve devletsizlik şahsına hiçbir biçimde şiddet ve silah kullanılsa ve araçlaştırılsa bile asla sembolleştirilemez ve bayraklaştırılamaz!

      Sil
  13. Anarşizmin tarihinde şiddet olmuştur hala da anarşizm içinde bir pozisyonda kalarak şiddeti savunanlar az tabiki vardır. Ancak günümüzde şiddeti açıkça savunan anarşistlerin giderek marjinal bir pozisyona sıkıştığını da görmek gerekir. Öyle olmasa bile şiddet karşıtlarının "şiddetin her durumda tahakküm ürettiği" eleştirisi hiç de yabana atılacak kadar altı boş bir eleştiri değildir.

    YanıtlaSil
  14. Ark dergi Ağrı iline de ulaştı :) ...

    YanıtlaSil
  15. Arkadaşlar Dergiyi Ankarada nerde bulabilirim?

    Bilen varsa lütfen söylesin.

    Teşekkürler.......

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İmge Kitabevi'nde 4. ve 5. sayıları bulabilirsin. Sevgiler.

      Sil
  16. Merhaba ,Adanayım dergiye ulaşmak istiyorum,varmdır öyle bir imkan...emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
  17. merhaba. derginizi İzmir'De nasıl temin edebilirim ?

    YanıtlaSil
  18. merhaba dergiyi adana'da yada amed'te nasıl temin edebilirim?

    YanıtlaSil